Deprecated: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in /home/bforum/public_html/forum/Sources/Load.php(225) : runtime-created function on line 3

Deprecated: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in /home/bforum/public_html/forum/Sources/Load.php(225) : runtime-created function on line 3
VERGİ İNCELEMESİ SIRASINDA ORTAYA ÇIKAN MATRAH FARKININ, VERGİ ASLI VE VERGİ CEZ

VERGİ İNCELEMESİ SIRASINDA ORTAYA ÇIKAN MATRAH FARKININ, VERGİ ASLI VE VERGİ CEZ

(1/1)

MESLEKTAŞ:
VERGİ İNCELEMESİ SIRASINDA ORTAYA ÇIKAN MATRAH FARKININ, VERGİ ASLI VE VERGİ CEZALARININ MUHASEBELEŞTİRİLMESİ ÜZERİNE ÖNERİLER



İlgili çalışmaya ulaşmak için ekli dosyayı tıklayınız...

MESLEKTAŞ:
 Vergi incelemesi sonucu tarh edilecek vergiler
(11.01.2007)
Vergi incelemesine tabi tutulmuş bir yükümlü inceleme sürecinin sona ermesi ile karşılaşabileceği yeni tarhiyatlar karşısında seçimlik bazı durumları değerlendirmek durumundadır...   

Vergi incelemesine tabi tutulmuş bir yükümlü inceleme sürecinin sona ermesi ile karşılaşabileceği yeni tarhiyatlar karşısında seçimlik bazı durumları değerlendirmek durumundadır. Bu seçimlik durumlar nelerdir? Sorusunu cevabını oluşturacaktır.

I. Ödeme

A. Tanım ve özellikleri

Ödeme, "tahakkuk eden bir kamu borcunun kamu borçlusu veya onun adına üçüncü kişi tarafından usulüne uygun olarak kamu alacaklısının tasarrufuna geçirilmesidir." Ödeme, vergi borcunun sona ermesini sağlayan sebeplerden biridir. Yükümlüler, tutarı daha önceki işlem basamaklarında belirlenen vergi borçlarını ödeyerek bu borcun sona ermesini sağlarlar. Verginin ödenmesi suretiyle yükümlü ile verginin alacaklısı devlet arasındaki hukuki bağ o borç miktarı itibariyle sona ermiş olur.

VUK'ta verginin tahsili, kanuna uygun surette ödenmesidir. (VUK md. 23) şeklinde tanımlanmıştır. Ödeme ve tahsil kavramlarının ikisini de kapsamak üzere eskiden "verginin cibayeti" kavramı kullanılmıştır.

B. Ödeme yöntemleri

1. Dava konusu yapılmadan ödeme

a. Doğrudan ödeme

Vergi incelemesi sonucu ikmalen veya resen vergi tarh edilen bir yükümlü söz konusu tutarı vergi uyuşmazlığı haline getirmeden ödeme yoluna gidebilir. Bu durumda yükümlünün karşısında değişik seçenekler (uzlaşma, cezada indirimli ödeme gibi) bulunacaktır. Yükümlü bu seçeneklere başvurabileceği gibi, doğrudan tarh edilen tutarı ödeme yoluna da gidebilir. Özellikle tarh edilen tutarın yüksek olmaması durumunda bu yola başvurulabilir. Ancak ödemede dava yoluna başvurmayan yükümlülerin uzlaşma veya cezada indirim talebinde bulundukları daha yaygın olarak karşılaşılan bir durumdur.

İkmalen, resen veya idarece tarh olunan vergiler taksit zamanlarından önce tahakkuk etmişse taksit süreleri içinde; taksit süreleri kısmen veya tamamen geçtikten sonra tahakkuk etmişse; geçmiş taksitler, tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir (VUK md. 112/1).

Dava konusu yapılmaksızın kesinleşen vergilere, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, son yapılan tahakkuk tarihine kadar geçen süreler için 6183 sayılı yasaya göre belirlenen gecikme faizi uygulanır, gecikme faizi de aynı süre içinde ödenir. (VUK md.112/3-a)

b. Uzlaşma sonucunda bağlı ödeme

Tarhiyat öncesinde uzlaşma konusu yapılan vergi ve cezada uzlaşma sağlanmışsa, uzlaşma tutanağı düzenlenir ve bu tutanak derhal ilgili vergi dairesine intikal ettirilir. Bu tutanak tahakkuk fişi yerine geçer.

Uzlaşma vaki olduğu takdirde, uzlaşma tutanağı vergi ve cezaların ödeme zamanlarından önce ilgiliye tebliğ edilmişse kanuni ödeme zamanlarında; ödeme zamanları kısmen veya tamamen geçtikten sonra tebliğ edilmişse ödeme süreleri geçmiş olanlar uzlaşma tutanağının tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir (VUK ek madde 8/1).

Uzlaşılan vergi miktarı üzerinden, bu kanunun 112. maddesine göre gecikme faizi hesaplanır (VUK ek madde 11/2-son). Uygulanacak gecikme faizi oranı 6183 sayılı AATUHK madde 51'deki gecikme zammı oranında olacaktır. Uzlaşılan vergilerde gecikme faizi; uzlaşılan vergi miktarına, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için uygulanır. Ancak, üzerinde uzlaşılan vergi uzlaşma sona ermeden ödenmiş de olabilir. Böyle bir durumda gecikme faizi, normal vade tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre dikkate alınır.

Uzlaşılan vergi ve cezaların vadesinde ödenmemesi uzlaşmayı hükümsüz kılmaz. Uzlaşılan vergi ve ceza tutarını vadesinde ödemeyen yükümlü hakkında 6183 sayılı kanun hükümlerince takibat yapılır.

c. Cezada indirimli ödeme

İkmalen, resen veya idarece tarh edilen vergi veya vergi farkını ve aşağıda gösterilen indirimlerden arta kalan vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını mükellef veya vergi sorumlusu ihbarnameleri tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren 3 ay içinde ödeyeceğini bildirirse, vergi ziyaı cezasında birinci defada yarısı, müteakiben kesilenlerde üçte biri, usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının üçte biri indirilir (VUK madde 376).

Yükümlünün cezada indirimli ödemeden yararlanabilmesi için söz konusu tarhiyatı dava konusu yapmaması, dava açma süresi içersinde indirimli ödeme talebinde bulunması ve ödemeyi vadesinde yapması veya teminat gösterilmesi halinde vadenin sona erdiği tarihten itibaren üç ay içinde ödemesi gerekir.

Mükellef veya vergi sorumlusu ödeyeceğini bildirdiği vergi ve vergi cezasını vadesinde veya teminat gösterilmesi durumunda vadenin bitmesinden utubaren üç ay içinde ödemezse indirimli ödeme olanağından yararlandırılmaz.

Aynı şekilde yükümlünün ikmalen veya resen tarh edilen vergi ve cezayı uyuşmazlık konusu haline getirerek mahkemede dava açması durumunda da bu olanaktan yararlandırılması söz konusu olamayacaktır.

Yükümlüler, üzerinde uzlaşılan vergi ve cezalar için ayrıca VUK madde 376 gereğince indirimli ödeme olanağından yararlanamazlar veya indirimli ödeme talebinde bulunan yükümlü aynı zamanda uzlaşma talebinde bulunursa indirimli ödeme olanağından yararlandırılmaz. Ancak, ceza muhatabının, uzlaşma tutanağını imzalayıncaya kadar uzlaşma talebinden vazgeçtiğini beyanla hadiseye 376. maddenin uygulanmasını istemek hakkı saklıdır (VUK ek madde 9/son). Bir diğer ifadeyle üzerinde uzlaşılan vergiler VUK 376. madde hükmünden, VUK 376'dan yararlanan vergi ve cezalar hakkında da uzlaşma hükümleri uygulanamaz.

Mevcut düzenlemeye göre yükümlüler uzlaşma ile cezada indirimli ödemeyi karşılaştırarak kendi çıkarlarına daha iyi olduğunu hesapladıklarını tercih edeceklerdir. Buna göre, cezalarda indirimli ödeme uygulamasında yükümlü vergi aslını aynen ödemekle beraber, cezanın yarısına kadar olan kısmı silinebilecektir.

2. Dava konusu edildikten sonra (dava devam ederken) ödeme

Nezdinde inceleme yapılan yükümlü hakkında ikmalen ve resen tarh edilen verginin ilgilisine tebliği zorunludur. Tebliğden sonra yükümlü 30 gün içersinde yapılan tarhiyata karşı vergi mahkemesinde dava açabilir. Yükümlünün yapılan tarhiyat hakkında uyuşmazlık çıkartması durumunda verginin tahakkuk mahkeme kararına kadar ertelenmiş olur. Bu işlem dava konusu edilen vergi ve cezaların tahsil işlemini durdurur.

Vergi yargısında uyuşmazlık konusu yapılan davanın uzaması ihtimaline karşılık yükümlü daha fazla gecikme faizine muhatap olmamak için dava devam ederken tarh edilen vergi ve cezayı kısmen veya tamamen ödeme yoluna gidebilir. Dava açılması nedeniyle tahsili duran vergi ve cezalar mükellefler tarafından istenildiği takdirde davanın devamı sırasında kısmen veya tamamen ödenebilir (VUK 112/3-son). Yükümlünün davanın devamı sırasında yaptığı/yapacağı ödeme davanın görüşülmesine devam edilmesine engel teşkil etmez. Davaya devam olunur. Dava sonuçlandığında, tarh edilen vergi onanmışsa, daha önce yapılan ödeme yükümlünün yaptığı gecikme faizi tutarının hesabında ödemenin yapıldığı güne kadar olan kısım hesaplanır. Dava sonucunda yapılan tarhiyat terkin edilirse, yükümlünün yaptığı ödeme yükümlünün daha sonra yapacağı başvuru sonucuna göre iade edilir.

3. Dava sonucuna göre ödeme

Dava sonucuna göre ödeme ancak vergi mahkemesinin inceleme elemanının yapmış olduğu tarhiyatı onaması durumunda söz konusu olacaktır. Doğal olarak vergi mahkemesinin, terkin edilmesi veya yapılan tarhiyatın reddi doğrultusundaki kararına karşı ödeme yapılmayacağı açıktır.

Vergi mahkemesinde dava açma dolayısıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 27/3 gereğince tahsili durdurulan vergilerden taksit süreleri geçmiş olanlar, vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir (VUK mad. 112/3).

Ayrıca ikmalen ve resen yapılan tarhiyatlarda dava konusu yapılan vergilerin ödeme yapılmamış kısmına, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, yargı oranı kararının tebliğ tarihine kadar geçen süreler için 6183 sayılı kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Gecikme faizi de aynı süre içinde ödenir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri dikkate alınmaz (VUK md. 112/3-b).

4. Mükellefiyetin sona ermesi durumunda ödeme

Memleketi terk edenlerin, ölenlerin veya benzeri haller dolayısıyla mükellefiyetleri kalkanların ikmalen, resen veya idarece tarh olunan vergileri tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir (VUK md. 112/2-3). Ancak teminat gösterilmesi durumunda vergi kanunu ile belli taksit zamanına kadar ve taksit zamanı geçmiş ise üç ay uzatılır (VUK md. 112/2-son).

C. Ödeme şekli

Tarh edilen vergiler ve kesilen cezalar nakden ödenebileceği gibi, mahsuben, çizgili çekle, banka aracılığıyla, posta aracılığıyla ödenebilir. Ayrıca 4962 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle bundan böyle kamu borçlarının banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlar kullanmak suretiyle ödenmesine olanak sağlanmıştır.

Günümüzde, posta yolu ile ödeme yarattığı bazı sakıncaları dolayısıyla kullanılmamaktadır. Maliye Bakanlığı 393 sayılı Genel Tebliğ ile 30.06.1996 tarihinden itibaren tahsil yetkisi vergi dairelerine ait olan kamu borçlarının posta çeki veya posta havalesi yolu ile ödenmesi uygulanmasına son vermiştir. Ayrıca, Maliye Bakanlığı vergi tahsilatına aracılık etme yetkisi verdiği bankaları genel tebliğ ile kamuoyuna duyurmaktadır.

D. Ödeme yeri

Mali egemenlik ilkesinin sonucu olarak devlet vergi alacağına ilişkin hususları yasalarla belirler. Bu çevrede verginin ödeme yerine ilişkin ayrıntılar da yasalarla belirlenmiştir. Buna göre vergi borcu, mükellefin bu bakımdan bağlı olduğu vergi dairesine ödenir (VUK 110/1). Mükelleflerin, vergi uygulamaları bakımından hangi vergi dairesine bağlı oldukları vergi yasaları ile belirlenir. Yasalarda açık hüküm bulunmaması durumunda bağlı bulunan vergi dairesini belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir (VUK md. 4/2). 6183 sayılı AATUHK'nın 39/1'de ise hususi kanunlarında ödeme yeri gösterilmemiş amme alacaklarının, borçlunun ikametgahının bulunduğu yere tahsil dairesine ödeneceğini hükme bağlamıştır.

Bir vergi yükümlüsü farklı vergiler bakımından farklı yerlerdeki vergi dairelerinin yükümlüsü olabilir. O zaman her verginin ödenmesinde esas olan, bağlı bulunan vergi dairesine ödemenin yapılmasıdır. Ancak, mükellef vergi borcunu vergi dairesinin bulunduğu belediye sınırları dışındaki vergi dairelerine de yatırabilir. Bu takdirde ödemenin hangi vergi dairesi hesabına yapıldığını bildirilmesi şarttır (VUK md. 110/2).

Yükümlünün yapacağı ödemenin geçerli olabilmesi yani vergi borcunu ortadan kaldırabilmesi için ödemesini vergi tahsili yapmakla yetkili kılınan bir vergi dairesine yapması gerekir. Ayrıca vergi borcu sübjektif özelliğe sahip olduğundan ödeme kimin/hangi kurumun vergi borcuna karşılık olarak yapılmışsa vergi borcu o yükümlü bakımından ve o vergi türü bakımından sona ermiş olacaktır. Şöyle ki, bir yükümlünün birden fazla vergi türü itibariyle mükellefiyeti bulunabilir. Örneğin, ticari bir işletmesi olan bir yükümlü sahip olduğu gayrimenkulu sebebiyle hem gelir vergisi mükellefi hem de emlak vergisi mükellefi olabilir. Bu durumda yükümlünün yapacağı ödemelerin vergi borcunu sona erdirmesi ancak ödenen vergi türü itibariyle olacaktır. Ödenmeyen vergi olursa buna ilişkin yükümlülük ödevleri devam edecektir.

E. Ödeme zamanı

Vergi, kanunlarında gösterilen süreler içinde ödenir (VUK md. 111/1). Ödeme süresinin son günü verginin vadesi tarihidir (VUK md. 111/2). Yani, yasal olarak yükümlünün vergisini ödeyebileceği son gündür. Bu tarihten sonra yapılacak ödemeler için yükümlüler ek yaptırımlarla karşılaşacaklardır.

(Dr. Sevil Şin / Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enst.)



Kaynak: Dünya Gazetesi

anadolu:
VERGİ İNCELEMESİ SIRASINDA ORTAYA ÇIKAN MATRAH FARKININ, VERGİ ASLI VE VERGİ CEZALARININ MUHASEBELEŞTİRİLMESİ ÜZERİNE ÖNERİLER

1- VERGİ SUÇ VE CEZALARI
 
Vergi inceleme elemanı inceleme sırasında eksik vergi ödemeleri ve/veya usulsüzlüklere rastladıysa vergi sorumlusuna aşağıda sayılan cezaları uygulayabilir.

 - Usulsüzlük cezaları

- Özel usulsüzlük cezaları

- Vergi ziyaı cezası

- Kaçakçılık suçlarına ilişkin cezalar

- Gecikme Faizi
 
Yukarıda sayılan vergi suç ve cezalarını kısaca tanımlamamız gerekirse; [1]
 
Usulsüzlük Cezaları; Vergi kanunlarında belirtilmiş olan şekil ve usullere riayet edilmemesi durumunda uygulanır. Usulsüzlük cezasının had ve tutarları VUK’a bağlı cetvelde gösterilmiştir.

Özel Usulsüzlük Cezaları; Vergi kanunları uyarınca düzenlenmesi gereken  belgelerin düzenlenmemesi, alınıp verilmemesi. Günlük işlenmesi gereken defterlere kayıtların yapılmaması, muhasebe standartları ve hesap planına uyulmaması. Vergi incelemesi sırasında bilgi vermekten çekinilmesi gibi durumlarda uygulanacak olan cezalardır.

Vergi Ziyaı Cezası; Vergi ziyaı , mükellef veya  vergi sorumlusunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder. Vergi ziyaı cezası da mükellefin vergi ziyaına sebebiyet vermesi nedeniyle uygulanacak olan cezadır.

Kaçakçılık Cezaları; Kaçakçılık suç ve cezaları VUK’un 359. maddesinde sıralanmış olup, mükellef veya vergi sorumlusunun kasıtlı olarak vergi kaybı yaratması sonucu uygulanacak cezalardır.

 Gecikme Faizi: V.U.K. Madde 112’de açıklandığı üzere, ikmalen, re’sen veya idarece tarhiyatlarda, 6183 sayılı AATUHK kapsamında tespit edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır.

 2- VERGİ CEZALARININ DÖNEM KAZANCININ TESPİTİNDEKİ YERİ

 Bu konuya ilişkin düzenlemeler; Gelir Vergisi Kanunu’nun 41. maddesinin 5 numaralı bendinde, 90. maddesinde ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yapılmıştır. Söz konusu maddelere göre her türlü vergi cezaları, gecikme zamları ve faizleri kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınmamaktadır. Yani söz konusu cezalar ticari kârın tespitinde gider “kanunen kabul edilmeyen gider” olarak dikkate alınacak olup mali kârın tespitinde dönem kazancına ilave edilecektir.

3- VERGİ İNCELEMESİ SONUCUNDA ORTAYA ÇIKAN MATRAH FARKININ, VERGİ ASLI VE VERGİ CEZALARININ MUHASEBELEŞTİRİLMESİ ÜZERİNE BİR YAKLAŞIM

Vergi İnceleme elemanları çeşitli nedenlerden dolayı vergi mükelleflerinin, vergiye ilişkin sorumluluklarını, tam olarak yerine getirip getirmediğini tetkik edebilmek için zaman zaman inceleme yaparlar. Mükellef şayet üzerinden vergi ödemesi gereken matrahı yanlış ve/veya eksik hesaplamış ise inceleme elemanı bunu tespit eder ve üzerinden asıl vergi ödenmesi gereken matrahı bulur.

 

Mükellefin kendi beyanına dayanan ve daha önce üzerinden vergi ödediği matrah ile, inceleme elemanının tespit ettiği ve asıl üzerinden vergi ödenmesi gereken vergi matrahı arasındaki farkı matrah farkı olarak tanımlayabiliriz.

Matrah farkının oluşmasının çeşitli nedenleri bulunabilmektedir. Rakamsal hatalar yapmak, bir takım işlemleri kayıtlara intikal ettirmemek veya mükerrer intikal ettirmek matrah farkı oluşmasına neden teşkil eden olaylardan sadece birkaçıdır. Mükellef söz konusu matrah farkı üzerinden ilgili vergileri, verginin geçmiş dönemlere ait olması durumunda bu güne dek olan gecikme faizini ve diğer vergi cezalarını ödemekle yükümlüdür.

Gelir Vergisi Kanunu 41.  ve 90. maddesi ile Kurumlar Vergisi 11. maddesinde de belirtildiği üzere gecikme faiz ve cezalarının, vergi cezalarının kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınmayacağı aşikardır. Bir başka ifade ile bu cezalar vergi kanunlarımıza göre kabul edilmeyen giderlerdir.

 Vergi Kanunlarına göre de gider kabul edilmeyen ödemelerin muhasebeleştirilmesi bir yönetim muhasebesi kararıdır. 

 Yukarıda bahsedildiği üzere gecikme faiz ve cezaları ile vergi cezaları kanunen kabul edilmeyen gider olarak takip edilecektir. Ancak uygulamada ortaya çıkan matrah farkı üzerinden salınan vergi aslının da  ödenmesi aşamasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak takip edildiği dikkat çekicidir.

Yani; bir matrah farkı tespit ediliyor, bunun üzerinden ödenmesi gerekip de ödenmeyen bir vergi hesaplanıyor, bu verginin süresinde ödenmediği için gecikme cezası ve vergi kaybına yol açıldığı için vergi ziyaı cezası hesaplanıyor. 

Üzerinde durduğumuz nokta öncelikle söz konusu matrah farkının, sonra ise matrah farkı üzerinden ödenmesi gereken vergi aslının muhasebeleştirilmesidir.

 4- VERGİ İNCELEMESİ SIRASINDA TESPİT EDİLEN MATRAH FARKININ MUHASEBELEŞTİRİLMESİ
 
Vergi mükellefleri vergilendirmeye ilişkin ödevlerini zaman zaman eksik veya hatalı yerine getirebilirler veya yerine getirmeyebilirler. 

Matrah farkı muhasebeleştirirken öncelikle üzerinde durmamız gereken nokta matrah farkının hangi döneme ait olduğudur. Söz konusu farkın muhasebeleştirilmesi içerisinde bulunan döneme veya geçmiş dönemlere ait olmasına göre farklılık arz eder.

4.1- İçerisinde Bulunulan Döneme Ait Matrah Farkı

Cari yıla ilişkin bir inceleme esnasında tespit edilen ve gerçekte olması gereken matrah ile beyan edilen vergi matrahı arasındaki farktır. Fark gelirin eksik beyan edilmesi ve/veya giderlerin ve maliyet arttırıcı unsurların fazla beyan edilmesi gibi iki temel nedene dayandırılabilir. Farkın neden ve sonuçlarının tespitine göre işlenmesi gerekli olan ilgili hesaplara işlenmelidir.

 Örneğin bir satış tutarı rakamsal olarak eksik beyan edildi ise, tespit edilen fark yine ilgili satış hesabına kaydedilmelidir.

Örnek ;
KDV hariç 1.000 YTL tutarındaki bir emtia sehven 100 YTL olarak kayıtlara intikal ettirilmiştir. Gerekli işlemlerde hatalı tutar üzerinde yapılmış olup fark inceleme esnasında ortaya çıkarılmıştır.

Muhasebe Kaydı;
------------------------------------- / -------------------------------------------

100/120/101                                                    1.062.-

 

                            600 YURT İÇİ SATIŞLAR                                  900.-
                            391 HESAPLANAN KDV                                   162.-

900 YTK eksik beyanın muhasebeleştirilmesi.

------------------------------------ / --------------------------------------------
Not : Aktif hesap net olarak tespit edilebiliyorsa mutlaka olması gereken hesap kullanılmalıdır. Şayet ilgili aktif hesap net olarak tespit edilemiyorsa 689 numaralı Diğer Olağan Üstü Gider ve Zararlar Hesabı kullanılabilecektir. Ancak bu hesaba kaydedilen tutar dönem kazancının tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacaktır. Ya da şu görüşte ileri sürülebilecektir. Söz konusu işlem bir personelin hatası nedeniyle meydana geldiyse ve bu fark personele ceza olarak ödettirilecekse borçlu hesap 135-Personelden Alacaklar hesabı da olabilir.

4.2- Geçmiş Yıllara İlişkin Matrah Farkının Muhasebeleştirilmesi

Vergi Usul Kanunu’nun zaman aşımı hükümlerine göre geçmiş beş yıla ait vergiye ilişkin işlemler incelenebilir. Özellik arz eden durumlarda zaman aşımı süresinden önceki dönemler de incelenebilir. Vergi mükellefinin, geçmiş dönemlere ait vergilendirmeye ilişkin ödevlerini eksik yerine getirmesi veya yerine getirmemesi durumunda da inceleme elemanı tarafından bir matrah farkı tespit edilebilir. Söz konusu fark üzerinden vergi aslı vergi cezaları cari dönemde hesaplanır ve ödenir.

Mükellef vergi matrahını eksik beyan etmek ile aynı zamanda dönem kârını da eksik beyan etmiştir. Burada akla ticari kârın değil de sadece mali kârın eksik beyan edilmesi durumu gelebilir. Ancak pek çok durumda matrah farkına neden teşkil edecek durumlarda hem ticari kâr hem de mali kâr eksik beyan edilmiş olur.

Mükellef dönem kârını eksik beyan ederek o döneme ilişkin ödenmesi gereken vergileri de ödememiş olmaktadır. Dolayısıyla önceki dönemlere ait yapılan incelemeler sırasında ortaya çıkan matrah farkı geçmiş dönemlere ilişkin eksik beyan edilen kâr, söz konusu fark üzerinden hesaplanan vergiler de geçmiş dönemlere ilişkin tahakkuk ettirilip ödenmesi gerekip de ödenmemiş vergilerdir. Matrah farkı nedeniyle salınan vergi cezaları ise mükellefin vergi ödevini yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesine istinaden salınan cezalardır.

Bu durumda; önceki döneme ilişkin tespit edilen matrah farkı, cari dönem kayıtlarında “Geçmiş Yıl Kârları”, fark üzerinden salınan vergi asılları ise “Ödenecek Vergi ve Fonlar” hesabında takip edilmelidir.

Uygulamada genel olarak; geçmiş dönemlere ilişkin matrah farkı muhasebeleştirilmemekte, fark üzerinden salınan vergi asılları da vergi cezaları gibi kanunen kabul edilmeyen giderler olarak muhasebeleştirilmektedir.

Ancak yukarıda da bahsedildiği gibi; vergi asılları kanunen kabul edilsin veya edilmesin bir gider değil, ödenmesi gerekip de ödenmeyen vergilerdir. Bir diğer söyleyişle, vergi aslı; işletmenin ticari faaliyetleri sonucunda elde ettiği kâr üzerinden işletmenin en önemli ortağı olarak kabul edilebilecek olan devlete ödemesi gereken bir paydır. Nasıl ki şirket ortaklarına ödene kâr payları ticari kârın tespitinde gider yazılamıyorsa devletin payı olan vergide (K.K.E.G. olarak dahi) gider olarak kayıtlara alınarak şirketin ticari kârı azaltılamaz.

Matrah fakının muhasebeleştirilmemesi ve vergi asıllarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak muhasebeleştirilmesi durumunda;

1- İlk başta kayıtlara alınmadığı için beyan edilmemiş olunsa da daha sonra ortaya çıkan geçmiş yıla ilişkin kâr finansal tablolarda gözükmemektedir.

 

2- Ödenmiş olan vergiler finansal tablolarda gözükmemekle birlikte, bunların kanunen kabul edilmeyen gider olarak kayıtlara intikal ettirilmesi işletmenin ticari kârını azaltıcı unsur olup ticari  kârın azalması da finansal tabloların ilgililere hatalı sunulmasına neden olacaktır.

Yukarıdaki iki madde birlikte dikkate alındığında bir taraftan elde edilmiş olan kâr tablolarda gösterilmiyor diğer taraftan da ödenen vergiler finansal tablolarda gider olarak gözüküyor.

Uygulamada sıkça yapılan bu işlem finansal tabloların güvenirliğini sarsmakla birlikte uluslar arası muhasebe ilke ve standartlarına da tamamen aykırıdır.

Önceki dönemlere ilişkin matrah farkının tespit edilip kayıtlara intikali sırasında aktif hesap olarak da matrah farkına neden teşkil eden olaya göre ilgili hesap kullanılmalıdır.

Örnek 1;
A Tekstil İthalat İhracat Ltd. Şti.’nin satışlarının büyük kısmı yurtdışına yöneliktir. Ancak şirket ihraç fazlası bazı ürünleri de yurtiçine satmaktadır. 2005 yılını kâr ile kapatan A Ltd. Şti., Mart 2005 döneminde yurtiçine yaptığı satışlardan 1.000 YTL’lik kısmına fatura kesilmediği ve dönem kazancına ilave edilmediği Mart 2006 döneminde yapılan inceleme esnasında tespit edilmiştir. Söz konusu satışa yönelik tahsil edilen bedeli ise şirket hesaplarına intikal ettirmeden ortaklar tahsil etmiştir. Yapılan faturasız satışa ilişkin aşağıdaki vergiler, ve gecikme cezaları ile vergi ziyaı cezası salınmıştır. Tarhiyat öncesi uzlaşma sonrasında vergi ziyaı cezasında indirime gidilmiştir.

Matrah Farkı                     : 1.000.-

KDV                                    :    180.-

Gecikme Faizi                  :    117.-

Vergi Ziyaı  Cezası           :      20.-

Kurumlar V.                       :    300.-

Gecikme Faizi                  :    215.-

Vergi Ziyaı Cezası             :      30.-

 

Muhasebe Kayıtları;

 

------------------------------------------/ ---------------------------------------------

131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                              1.180.-

                            570 GEÇMİŞ YILLAR KARLARI                                       700.-

                            360 ÖDENECEK VERGİLER                                          300.-

                            360 ÖDENECEK VERGİLER                                          180.-

Faturasız yapılan satışa ilişkin …inceleme tutanağı.

---------------------------------------- / ----------------------------------------------

 

360 ÖDENECEK VERGİLER                                       300.-

 

360 ÖDENECEK VERGİLER                                       180.-


689 DİĞER O.DIŞI GİDER VE ZARARLAR                382.-

       K.k.e.g.

                            102 BANKALAR                                                                 862.-

---------------------------------------- / ------------------------------------------------


Bize göre; bu kayıt aşamasında aslında katı bir tutum takınarak;  kayıt dışı işlemlerin şirket ortaklarının hileli bir işlemi olması nedeniyle, vergi cezalarının şirket aktifinden (bu örnekte kasa hesabı kullanıldı) karşılanması değil, ortakların cebinden karşılanmasının sağlanması ve K.K.E.G. hesabına kaydedilen 382 YTL’nin de aslında 131-Ortaklardan Alacaklar hesabına  kaydedilmesi düşünülebilir.

Bizce, 570 hesaba kaydedilen tutar 2005 yılı kârı olarak değerlendirilecektir. Eğer şirket genel kurulu  2005 yılı kârının tamamını dağıtma kararı aldıysa ve fiiliyatta ortaklara bu kâr dağıtıldıysa,[2] eski kâr dağıtım tablosu bu ilave tutarda dikkate alınarak güncellenmeli ve gerçek kişi ortaklara kâr dağıtımında GVK Md.94/6-b(i) bendi uyarınca yapılacak stopajda gecikme cezası ile birlikte tahsil edilmeli ve bu gecikme cezası da 131-Ortaklardan Alacaklar hesabında kayda alınmalıdır görüşündeyiz.

Ancak, bu şekilde yapılacak bir işlem elbette kayıt dışı bırakıldığı tespit edilen ve yukarıdaki şekilde kayıtlara aldırılan hasılatın ve sonuçta kâr dağıtım tablosu güncellenerek kâr dağıtımı yapıldığı kabulü ile kâr dağıtım stopajına tabi tutulan kâr paylarının ortaklara da fiilen dağıtımı gerektirir kanaatindeyiz. Bu durumda ise yukarıda sürekli 131-Ortaklardan Alacaklar hesabına kaydı gerektiğini açıkladığımız tutarlardan 570 hesaba kaydedilecek kısmın, stopajlar ve yasal yedekler ayrıldıktan sonraki kısmının ortaklara ödenmesi anlamına yani 131 hesaba bu defa alacak kayıt yapılması anlamına gelir.

Bu işlemin bir sonraki adımı ise, ortakların şahsi gelir vergisi beyanlarının incelenmesi ve ilgili yıllara ait olarak beyanı yapılmayan bu menkul sermaye iratlarının cezalı tarhiyat sonrası ortaklardan tahsilidir görüşündeyiz.

Bu düşüncelerimiz temel dayanağı ise V.U.K. Madde 3’de yer alan; vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlem ve muamelelerin gerçek mahiyeti esas alınır hükmüdür. Burada da tespit edilen gerçek ise; işletmede kayıt dışı faaliyetler gerçekleştirmiş, üretip sattığı mallar sonucu elde ettiği hasılatı resmi kayıtlarına dahil etmemiş ve dolayısıyla bunun vergisi ödememiş, ortaklar ise bu hasılatı şahsi mal varlıklarına dahil etmişlerdir. Yani işletme, dolayısıyla işletme sahibi ortaklar, vergi kaçırmışlardır ve bu nedenle cezalandırılmaları ve bu kayıt dışı bırakılan gelirlere ait verginin ise devlet hazinesine intikalinin sağlanması gerekmektedir. Diğer bir söyleyişle, işlemin gerçek mahiyeti esas alınarak, gerçekten olması gereken süreç tamamlanmalıdır.

Kayıt dışı bırakıldığı tespit edilen hasılattan kaynaklanan kazancın dağıtıldığı kabul edilerek, kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısmın gerek şirket bünyesinde gerekse kâr payı elde ettiği kabul edilen gerçek kişi ortaklar nezdinde menkul sermaye iradı olarak indirilip vergilendirilmeyeceği konusunda Danıştay’ın 3 ve 4. Dairelerinin görüşleri aşağıda irdelenmiştir. [3]







A- DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRENİN GÖRÜŞÜ

Danıştay Dördüncü Dairesi, ortağı bulunduğu şirketin kayıt ve beyan dışı bıraktığı kazancın gerçek kişi ortak hakkında da menkul sermaye elde edildiği gerekçesiyle yapılan tarhiyatla ilgili bir Kararı’nda; “limited şirketlerde kâr paylarının dağıtımının gerçekleşebilmesi yani menkul sermaye iradının elde edilmiş sayılabilmesi için şirketin yetkili organlarınca karar alınması ve fiilen dağıtımın gerçekleşmiş olması gerektiği, şirketin kâr payını dağıttığı kesin olarak saptanmadıkça ortağın bu kârı elde ettiği kabul edilemez.” denildikten sonra, şirket adına yapılan inceleme sonucu beyan dışı bırakıldığı saptanan kazancın ortaklara dağıtılmış olduğu yolundaki tespitin varsayımdan öte herhangi bir somut belgeye dayanmadığı gibi şirket ortağı olan davacının da bu kazançtan hissesine düşen kâr payını elde ettiğine dair bir bulguya rastlanılmadığına hükmedilerek, davacının temyiz talebini oy çokluğu ile kabul etmiştir. (29.12.2004, E.2004/627, K.2004/2636)

Kurum kazancını örtülü olarak ortaklarına dağıttığının kabulü gerekeceği gerekçesiyle reddedilen davayı temyizen inceleyen Danıştay 4. Dairesi başka bir Kararı’nda ise;

“Dağıtılmayan kurum kazancının mükellef tarafından ihtilaflı dönemi takip eden dönem beyanlarının düzeltilmesi suretiyle sonuç hesaplarına aktarılıp aktarılmadığı hususlarında bir araştırma ve tespit yapılmadan sadece şirket kârının ortaklara dağıtıldığı varsayımı ile yapılan tarhiyatta ve bu tarhiyata karşı açılan davayı reddeden mahkeme kararında isabet görülmediğine” yine oy çokluğu ile karar verilmiştir . (29.12.2004, E.2004/391, K.2004/2635)

Dördüncü Daire diğer bir Kararı’nda da, “... şirket adına yapılan inceleme sonucu beyan dışı bırakıldığı saptanan kazancın ortaklara dağıtılmış olduğu yolundaki tespit varsayımdan öte herhangi bir belgeye dayanmadığı gibi, şirket ortağı olan davacının da bu kazançtan hissesine düşen kâr payını elde ettiğine dair bir bulguya da rastlanılmadığı” gerekçeleriyle davalı idare tarafından yapılan temyiz talebini yine oy çokluğuyla reddetmiştir. (31.03.2005, E.2004/1526, K.2005/515)

Danıştay Dördüncü Dairesi’nce verilen bir Düzeltme Kararı’nda da diğer kararlarda olduğu gibi, “... beyan dışı bırakıldığı saptanan kurum kazancının ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığı konusunda ya da dağıtılmayan kurum kazancının mükellef tarafından ihtilaflı dönemi takip eden dönem beyanlarının düzeltilmesi suretiyle sonuç hesaplarına aktarılıp aktarılmadığı hususlarında bir araştırma ve tespit yapılmadan, sadece şirket kârının ortaklara dağıtıldığı varsayımı ile yapılan tarhiyatta ve bu tarhiyata karşı açılan davayı reddeden mahkeme kararında isabet görülmemiştir.”. (05.04.2005, 2004/2273, K.2005/546)

Danıştay Dördüncü Dairesi yukarıda aktarılan kararlarında prensip olarak kâr dağıtımı kararı olmadan varsayım üzerine tarhedilen menkul sermaye iratlarına ilişkin gelir vergilerini, hukuka uygun bulmamıştır.

B- DANIŞTAY ÜÇÜNCÜ DAİRENİN GÖRÜŞÜ

Danıştay Üçüncü Daire ise yukarıdaki bölümdeki olaya benzer bir davada, davacının inceleme yapılan şirketin % 99’una sahip olduğu, kurumlar vergisine karşı açılan davanın reddedildiği, olayın bu özelliği ve davacının kurumla olan paydaşlık ilişkinin niteliğinden dolayı, anonim şirketin kayıt ve beyan dışı bıraktığı kurum kazancının şirket tüzel kişiliği tarafından tasarruf edildiğini kanıtlama yükünün vergi dairesine değil, davacıya düştüğünün açık olduğu belirtilerek, davacının, şirket sermayesinin neredeyse tamamına sahip olduğu anonim şirket kayıtlarında, kurum kazancının ve dağıtılabilir kâr payının aynı düzeyde yükselmesi sonucu yaratacak olan satış hasılatından doğan ve gizlenen kurum kazancının hesaben ödenmiş olduğunun kabulünü gerektiren muamele aranmasının gerekmediği, böyle bir kazancın dağıtılabilir hale gelmesi için gerekli koşulların varlığı ve dağıtım kararı alınmayacağı açık olduğundan, vergi mahkemesi kararı hukuka uygun bulunmayarak idarenin temyiz talebi yine oy çokluğu ile kabul edilmiştir. (15.12.2004, E.2003/1959, K.2004/3194)

 



Örnek 2;

B Gıda San Ltd. Şti. 2005 yılında büro demirbaşlarına ait amortisman hesaplamalarını yaparken sehven 2.500 YTL fazla amortisman hesaplamış ve muhasebe kayıtlarına intikal ettirmiştir. 2005 Dönemini 1.500 YTL zararla kapatan B Ltd. Şti.’nin Kasım 2006 döneminde kayıtlarının incelenmesi esnasında fazla hesaplanan amortisman ortaya çıkartılmış olup ilgili vergi ve cezalar salınmıştır.

Matrah Farkı                     : 1.000.-

Kurumlar Vergisi             :    300.-

Gecikme Faizi                  :      70.-

Vergi Ziyaı Cezası           :      10.-

Muhasebe Kayıtları;
---------------------------------------- / --------------------------------------

257 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR                               2.500.-

 

                            580 GEÇMİŞ YILLAR ZARARLARI                                  1.500.-

 

                            570 GEÇMİŞ YILLAR KARLARI                                          700.-

 

                            360 ÖDENECEK VERGİLER                                             300.-

------------------------------------- / -----------------------------------------

360 ÖDENECEK VERGİLER                                       300.-

689 DİĞER O.DIŞI GİDER VE ZARARLAR                  80.-

       K.k.e.g.

 
                           102 BANKALAR                                                  410.-

-------------------------------------- / --------------------------------------------------

Örnek 3;

 Maliye Bakanlığı inceleme elemanları tarafından mükellefin yasal defter kayıtları üzerinde gerçekleştirilen randıman incelemesi sonucunda kayıt dışı üretim yaptığı tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak düzenlenen vergi inceleme raporunda aşağıdaki tarhiyat ve cezalara yer verilmiştir.

 

Matrah Farkı                                                                       : 487.350.-

 

İkmalen Tarhiyata Konu Matrah farkı             : 23.105.-
Re’Sen Tarhiyata Konu Matrah Farkı             :464.245.-


Vergi Aslı                                                                                            : 146.205.-

 

Kurumlar Vergisi                                                :146.205.-

 

Vergi Cezaları                                                                                    : 255.918.-

 

Gecikme Faizi                                                                    :  73.102.-

 

Vergi Ziyaı Cezası                                                              :182.756.-

 

Usulsüzlük Cezası                                                            :         60.-             

--------------------------------- / -----------------------------------

131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                                 889.473.-

Ortak (1)%26,6 Hisseli                     236.600.-

Ortak (2)%25 Hisseli                         222.368.-

Ortak (3)%25 Hisseli                         222.368.-

Ortak (4)%21,4 Hisseli                      208.137.-

 

                570 GEÇMİŞ YILLAR KÂRLARI                                                       487.350.-

                               2001 Yılı Kârı

                                               Vergi İncelemesi Sonucu Tespit

Edilen Matrah Farkı

 

                360 ÖDENECEK VERGİLER VE FONLAR                                       146.205.-

                               %30 Kurumlar Vergisi

 

                369 ÖDENECEK DİĞER YÜKÜMLÜLÜKLER                                  255.918.-

                               Vergi Ziyaı Cezası                              182.756.-

                               Gecikme Faizi                                       73.102.-

                               Usulsüzlük Cezası                                      60.-

 

2001 hesap dönemine ait vergi incelemesi sonucu tespit edilen

kurumlar vergisi matrah farkı, vergi aslı ve cezalarının muhasebeleştirilmesi

------------------------------- / ----------------------------------------

Aynı mükellef işletme için KDV’ne dair vergi incelemesi raporunda da, muhasebe hataları sonucu indirmemesi gerektiği halde indirdiği tespit edilen KDV’lerine ilişkin olarak ikmalen tarh edilen ve kayıt dışı (sahte faturalarla veya belgesiz) alım yaptığı maddelere ilişkin olarak re’sen tarh edilen KDV’leri ile ilgili olarak aşağıdaki bilgilere yer verilmiştir.   

(A)
 (B)
 (C)
 
Vergilendirme
 Re'sen Salınacak KDV (TL)
 İkmalen Salınacak KDV (TL)
 
Dönemi
 
 
 
Mayıs - 2001
 24.565.515.888.-
 -
 
Haziran - 2001
 6.163.871.069.-
 -
 
Eylül - 2001
 38.535.853.176.-
 241.075.601.-
 
Ekim - 2001
 16.127.587.425.-
 -
 
Aralık - 2001
 26.872.961.009.-
 516.203.390.-
 

 

Bizce bu KDV’leri ödettirilirken aynı zamanda da indirimine ya da gider veya maliyet unsuru olarak kaydına müsaade edilemez. KDV Kanunu madde 58’de yer alan  işletmenin faaliyeti ile ilgili olup yüklendiği ve indiremediği vergiden anlaşılması gereken KDV Kanunu Madde 30’da “İndirilemeyecek Katma Değer Vergisi” başlığı altında düzenlenen işlemlerdir.  Hatta bu KDV Kanunu Madde 30/d bendi gereği indirilemeyen KDV’nin ise K.K.E.G. yazılması gerekmektedir. Yoksa vergi incelemesi sonucunda mükellefin kayıt dışı işlemleri nedeniyle belgesiz mal bulundurduğu ve kullandığı tespit edildiyse, bu mala ait KDV’nin KDVK 29/1 ve 34. madde hükümlerine aykırılık nedeniyle indirilmemesi , indirilemeyen bu verginin ise KDVK Madde 58 kapsamında değerlendirilemeyeceğini ve gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınamayacağını, defter kayıtlarına kanunen kabul edilmeyen gider olarak kaydedilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Hatta bu vergiler ve vergi cezaları şirket ortaklarının bilerek ve isteyerek işledikleri vergi suçu nedeniyle gerçekleştiği için vergi aslı ve cezaları işletmenin aktifinde bir azalmaya neden olmamalı ve söz konusu mali yükler ortakların şahsi servetinden karşılanmalıdır.

Bu kabuller çerçevesinde yapılacak muhasebe kaydı;

------------------------------------------ / ----------------------------------------

131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                                 113.019.-                                             

 

Ortak (1)%26,6 Hisseli                     30.063.-   

Ortak (2)%25 Hisseli                         28.255.-

Ortak (3)%25 Hisseli                         28.255.-

Ortak (4)%21,4 Hisseli                      26.446.-

 

                360 ÖDENECEK VERGİLER VE FONLAR                                       113.019.-

 

                               Ödenecek KDV   

 

2001 hesap dönemine ait vergi incelemesi sonucu tespit edilen

KDV vergi aslı ve cezalarının muhasebeleştirilmesi

-------------------------------------- / --------------------------------------------- 
 

HAZIRLAYAN:

Güray ÖĞREDİK

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

Mazars/Denge Denetim YMM A.Ş.

Vergi Departmanı/Müdür Yardımcısı

gogredik@mazarsdenge.com.tr

 

 
--------------------------------------------------------------------------------

[1] USLU, Ozan; “Vergi İncelemeleri Sırasında Ortaya Çıkan Matrah Farkının, Vergi Aslı ve Cezalarının Muhasebeleştirilmesi”, E-Yaklaşım, Aralık 2004  (Çalışmamızın önemli bir kısmında temel olarak faydalanılan bir kaynaktır.)

[2] Yani, kayıt dışı işlem yapıldığı tespit edilen yılın, resmi muhasebe kayıtları sonucunda tespit edilen vergi sonrası kâr,T.T.K. hükümlerine uygun ive gerekli kâr dağıtım prosedürleri sonucunda şirket genel kurulu kararı ile ortaklara fiilen dağıtıldıysa.

[3] ŞEKER, Sakıp; “Kurumlarda Kayıt ve Beyan Dışı Bırakıldığı Tespit Edilen Kazanç Farkları Kâr Payı Olarak Vergilendirilebilir mi?”, Yaklaşım, Ocak 2006

murat kaya:
VERGİ İNCELEMELERİNDE ORTAYA ÇIKAN MATRAH FARKLARI İLE VERGİ ASLI VE  CEZALARININ MUHASEBELEŞTİRİLMESİ

I-GİRİŞ:

Bilindiği üzere vergi sistemimiz beyan esası üzerine kurulmuş bir sistemdir. Buna göre mükellefler, vergi kanunları çerçevesinde hesapladıkları gelirlerini kendiliklerinden bağlı oldukları vergi dairesine bildirerek, beyan ettikleri gelir üzerinden hesaplanan vergiyi öderler. Vergi idaresi ise, beyan edilen gelirin doğruluğunu sağlamak amacıyla, vergi inceleme elemanları aracılığıyla mükelleflerin tutulması zorunlu olan yasal defter ve belgelerini inceleyerek gerçekte beyan edilmesi gereken geliri tespit edebilmektedir.

İşte vergi inceleme elemanlarının mükelleflerin, vergiye ilişkin sorumluluklarını, tam olarak yerine getirip getirmediğini tetkik edebilmek için zaman zaman yapmış oldukları bu incelemelerde;  mükelleflerin bazen üzerinden vergi ödemesi gereken matrahı yanlış ve/veya eksik hesapladıkları tespit edilmekte ve tespit edilen bu matrah farkları için vergi inceleme elemanlarınca inceleme raporu tanzim edilmektedir.

Uygulamada birçok mükellefin, gerek uzlaşma müessesesinin gerçekleşmesi, gerekse yargı kararları ile kesinleşen vergi ve cezalar için yasal defter kayıtlarında herhangi bir düzeltmeye gitmedikleri görülmektedir.

Biz de bu yazımızda bu şekilde vergi incelemelerinde tespit edilen matrah veya matrah farkları ile bunlara isabet eden vergi ve cezalarının mükelleflerin yasal defter kayıtlarına nasıl yansıtması gerektiği konusundaki düşünce ve önerilerimizi sizlere aktarmaya çalışacağız.

II-          VERGİ İNCELEMELERİNDE TESPİT EDİLEN MATRAH FARKLARI İLE BUNLARA İSABET EDEN VERGİ VE CEZALARIN YASAL DEFTER KAYITLARINA VE MALİ TABLOLARA YANSITILMASI GEREKLİ MİDİR?

Mükellefin kendi beyanına dayanan ve daha önce üzerinden vergi ödediği matrah ile, inceleme elemanının tespit ettiği ve asıl üzerinden vergi ödenmesi gereken vergi matrahı arasındaki farkı matrah farkı olarak tanımlayabiliriz.

Bu matrah farkları; rakamsal hatalar, bir takım işlemlerin kayıtlara intikal ettirilmemesi veya mükerrer intikal ettirilmesi gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Mükellefler, söz konusu matrah farkları üzerinden hesaplanacak ilgili vergileri, verginin geçmiş dönemlere ait olması durumunda bugüne dek olan gecikme faizini ve diğer vergi cezalarını ödemekle yükümlüdürler.

Bu şekilde mükellefin ödemek zorunda olduğu kesinleşmiş vergi ve cezalar ile bu verginin üzerinden hesaplandığı matrah farkının işletmenin kayıtlarında ve bu kayıtlarından çıkarılacak mali tablolarında gösterilmesi hem işletmenin mevcut ortaklarının işletmenin fiili durumunu görmesi, hem de işletmenin üçüncü kişi ya da kurumlar ile olan ticari münasebetlerinde kullanacağı mali tabloların gerçeği yansıtması bakımından gereklidir. Bu şekilde kesinleşen vergi ve cezaların işletme kaynaklarından ödendiği dikkate alındığında ve bunun kayıtlarda gösterilmesi mecburiyeti karşısında aksini düşünmek zaten mümkün olamayacaktır.

Ancak uygulamada genel olarak; geçmiş dönemlere ilişkin matrah farkı muhasebeleştirilmemekte, fark üzerinden salınan vergi asılları da vergi cezaları gibi kanunen kabul edilmeyen giderler olarak muhasebeleştirilmektedir.

Örneğin, X Ltd.Şti’nin 2007 hesap dönemi işlemlerinin incelenmesi sonucunda şirketin 20.000 YTL tutarında belgesiz yani kayıt dışı satışı olduğu tespit edildiğini varsayalım. Bu 20.000 YTL tutarındaki kayıt dışı hasılat aynı zamanda matrah farkı olacağından, bu matrah farkına isabet eden ve ziyaa uğratılan (20.000 x 0,20 ) = 4.000 YTL kurumlar vergisinin cezalı olarak (4.000 YTL vergi ziyaı cezası ve 250 YTL gecikme faizi)  mükellef kurum adına tarh edildiği ve 25/06/2008 tarihinde ise kesinleştiğini ve 30/06/2008 tarihinde ise ödendiğini varsayalım. Uygulamada mükelleflerin bir çoğu bu ödemeye ilişkin muhasebe kaydını aşağıdaki şekilde yapmaktadır.

________________________30/06/08_________________________     

689    Olağan dışı gider ve zararlar

          K.K.E.G.                                          8.250                   

100 Kasa                                                                    8.250       

2007 yılına ilişkin cezalı tarhiyata ait ödeme                             

________________________30/06/08_________________________     

950    Vergi matrahına ilave edilecek
          giderler borçlu hes.

          K.K.E.G.                                          8.250                   

951  Vergi matrahına ilave edilecek
         giderler alacaklı hes.

         K.K.E.G.                                                           8.250       

K.K.E.G.’lere ait nazım hesap kaydı                                       

                           

Yukarıda örneği verilen muhasebe kaydı neticesinde 2007 hesap dönemine ait matrah farkı işletmenin ilgili dönem bilançosuna yansıtılmayacağından 2007 hesap dönemi ticari bilanço karı, tespit edilen matrah farkı kadar eksik görünecektir.

Sonuçta yapılan bu kayıt , mali tablolar aracılığı ile ilgililere sunulan bilgilerin eksik olmasına ve bu nedenle de işletmenin gerçek durumunu yansıtmamasına neden olacak ve gerek üçüncü kişiler ve gerekse işletme ile ilgili karar alma durumunda bulunanlar bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Bu nedenle vergi incelemelerinde tespit edilen matrah farkları ile bunlara isabet eden vergi ve cezaların yasal defter kayıtlarına ve mali tablolara yansıtılması gerekmektedir.

III-         VERGİ İNCELEMELERİNDE TESPİT EDİLEN MATRAH FARKLARI ÜZERİNDEN HESAPLANAN VERGİ VE CEZALARIN VERGİ MEVZUATIMIZDAKİ YERİ:

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun(1) “Gider Kabul Edilmeyen Ödemeler” başlıklı 41’inci maddesinde;

“Aşağıda yazılı ödemelerin gider olarak indirilmesi kabul olunmaz.

…….

6. Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar. ”  hükmü yer almaktadır.

Yine aynı kanunun “Matrahtan ve Gelir Unsurlarından İndirilemeyecek Giderler” başlıklı 90’ıncı maddesinde ise;

“Gelir Vergisi ile diğer şahsi vergiler ve her ne şekilde olursa olsun vergi cezaları ve para cezaları, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler Gelir Vergisinin matrahından ve gelir unsurlarından indirilmez.

Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizleri, vergi matrahından ve gelir unsurlarından indirilmez.” Hükmü yer almaktadır.

Öte yandan 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun(2) “Kabul Edilmeyen İndirimler” başlıklı 11’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise; her türlü para cezaları, vergi cezaları, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizlerinin kurum kazancının tespitinde indiriminin mümkün olmadığı hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda yer alan Kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere gecikme faiz ve cezalarının, vergi cezalarının kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir. Bir başka ifade ile bu cezalar vergi kanunlarımıza göre kabul edilmeyen giderlerdir.

Yukarıda bahsedildiği üzere gecikme faiz ve cezaları ile vergi cezaları da muhasebe kayıtlarında kanunen kabul edilmeyen gider olarak takip edilecektir. Ancak uygulamada ortaya çıkan matrah farkı üzerinden salınan vergi aslının da  ödenmesi aşamasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak takip edildiği görülmektedir.

Bir diğer ifade ile; mükellef nezdinde yapılan bir vergi incelemesi sonucunda bir matrah farkı tespit edilmesi durumunda, bunun üzerinden ödenmesi gerekip de ödenmeyen bir vergi var ise, bu verginin süresinde ödenmediği için gecikme faizi ve vergi kaybına yol açıldığı için vergi ziyaı cezası hesaplanmakta, ancak mükellefler tarafından bu vergi aslı, cezası ve gecikme faizinin tamamı kanunen kabul edilmeyen gider olarak kayıtlara intikal ettirilmektedir.

Halbuki yukarıda da açıkladığımız üzere vergi kanunlarımıza göre kanunen kabul edilmeyen giderler vergiye ilişkin ceza ve faizlerdir, verginin aslı değildir. Verginin aslı ise kayıtlarda “ödenecek vergi ve fonlar” hesabında izlenmesi gerekmektedir. 

IV-         VERGİ İNCELEMELERİNDE TESPİT EDİLEN
                        MATRAH FARKI İLE VERGİ VE CEZALARININ
                        MUHASEBELEŞTİRİLMESİ:

Bu bölümde vergi incelemelerinde tespit edilen matrah farklarının ve bu matrah farkları üzerinden hesaplanan vergi ve cezaların yasal defter kayıtlarına ne şekilde yansıtılacağı hususunu açıklayacağız.

Burada öncelikle muhasebe kaydı yapılırken dikkat edilmesi gereken nokta matrah farkının içinde bulunulan cari yıla mı yoksa geçmiş dönemlere mi ait olduğudur. Çünkü söz konusu farkın muhasebeleştirilmesi içerisinde bulunan döneme veya geçmiş dönemlere ait olmasına göre farklılık arz etmektedir. 

A- Cari Döneme Ait Matrah Farkının Muhasebeleştirilmesi

Cari yıla ilişkin olarak yapılan bir inceleme esnasında tespit edilen matrah farkları katma değer vergisi ve geçici vergilere ait matrah farkları olacaktır. Bu matrah farkları, gelirin eksik beyan edilmesi ve/veya giderlerin ve maliyet artırıcı unsurların fazla beyan edilmesi gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Tespit edilen bu farkların, neden ve sonuçlarının tespitine göre gerekli olan ilgili hesaplara işlenmesi gerekmektedir.

Örneğin, inceleme yapılan cari yıla ilişkin belgesiz satış veya belgeli satış olmasına rağmen satış tutarının rakamsal olarak eksik beyan edildiği tespit edilmiş ise, tespit edilen fark yine ilgili satış hesabına kaydedilmeli; yine işletmenin ticari kazancının elde edilmesi ve idame ettirilmesi ilgili olmayan bir giderin kayıtlara intikal ettirildiği tespit edilmiş ise bu giderler kayıtlardan çıkarılmalıdır.

Konuyu bir örnekle açıklayalım. Örneğin; A Ltd. Şti.’nin cari dönem olan 2008 hesap dönemi işlemlerinin incelenmesi sonucunda 2008/Ocak döneminde KDV hariç 10.000 YTL tutarındaki emtia satışına ait düzenlenen faturanın kayıtlara sehven 1.000 YTL olarak intikal ettirdiği tespit edilmiştir. Bu farka ait hesaplanan KDV 1.620 YTL olup, ilgili dönem KDV beyanında mükellefin ödenecek KDV’si bulunduğundan re’sen tarh edilen fark KDV 1.620 YTL olup, re’sen tarh edilen bu verginin kesinleşme tarihi olan 10/06/2008 tarihi itibariyle gecikme faizi tutarı 162 YTL’dir. Mükellef vergi ve cezayı 16/06/2008 tarihinde ödemiştir.Bu durumda 2008/Ocak dönemine ait 9.000 YTL tutarındaki matrah farkının muhasebe kaydı aşağıdaki şekilde olacaktır.

________________________10/06/08________________________

100    Kasa veya

120    Alıcılar veya

101    Alınan çekler                                   10.620                   

600   Yurt içi satışlar                                                    9.000       

360   Ödenecek vergi ve fonlar                                    1.620       

Cari döneme ait matrah farkının kaydı                                     

________________________16/06/08________________________                   

360    Ödenecek vergi ve fonlar                   1.620                   

689    Olağan dışı gider ve zararlar

          K.K.E.G. (vergi ziyaı cezası ve
          gecikme faizi)                                    1.782                   

100 Kasa                                                                    3.402       

2008 yılına ilişkin cezalı tarhiyata ait ödeme                             

________________________16/06/08________________________                   

950    Vergi matrahına ilave edilecek
          giderler borçlu hes.

          K.K.E.G.                                          1.782                   

951 Vergi matrahına ilave
         edilecek giderler alacaklı hes.

         K.K.E.G.                                                           1.782       

K.K.E.G.’lere ait nazım hesap kaydı                                       

                           

Yukarıda matrah farkına ilişkin örnek muhasebe kaydını verdiğimiz kayıtta borçlu hesap olarak birden fazla hesap yazılmıştır. Bunun nedeni bu farka ait satışın ne şekilde yapıldığının tam olarak bilinememesidir. Eğer bu satışın ne şekilde yapıldığı tam olarak tespit edilebiliyorsa olması gereken ilgili borçlu hesap kullanılmalı, eğer tespit edilemiyorsa kanaatimizce, “689- Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar Hesabı” kullanılmalıdır. Ancak bu hesaba kaydedilen tutar dönem kazancının tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacağı tabidir.

B- Geçmiş Yıllara Ait Matrah Farkının Muhasebeleştirilmesi

213 sayılı Vergi Usul Kanununun(3) “İnceleme Zamanı” başlıklı 138’inci maddesinde, incelemenin, neticesi alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere, tarh zaman aşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabileceği, 114’üncü maddesinde ise, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hükümlere göre geçmiş beş yıla ait vergiye ilişkin işlemler incelenebilmektedir.

Geçmiş yıllara ait yapılan vergi incelemelerinde bir matrah farkı tespit edilmesi, mükellefin aynı zamanda ilgili dönem karının da bu tutar kadar eksik beyan ettiğini göstermekte, böylece dönem kârını eksik beyan ederek o döneme ilişkin ödenmesi gereken vergileri de zamanında ödememiş olmaktadır. Dolayısıyla önceki dönemlere ait yapılan incelemeler sırasında ortaya çıkan matrah farkı geçmiş dönemlere ilişkin eksik beyan edilen kâr, söz konusu fark üzerinden hesaplanan vergiler de geçmiş dönemlere ilişkin tahakkuk ettirilip ödenmesi gerekip de ödenmemiş vergilerdir. Matrah farkı nedeniyle salınan vergi cezaları ise mükellefin vergi ödevini yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesine istinaden salınan cezalardır.

Bu durumda; önceki döneme ilişkin tespit edilen matrah farkları, cari dönem kayıtlarında “Geçmiş Yıl Kârları” hesabında , fark üzerinden salınan vergi asılları ise “Ödenecek Vergi ve Fonlar” hesabında takip edilmelidir. Hal böyle iken yazımızın giriş bölümünde de açıkladığımız üzere uygulamada mükellefler genel olarak; geçmiş dönemlere ilişkin matrah farklarını muhasebeleştirmemekte, fark üzerinden salınan vergi aslı da vergi cezaları gibi kanunen kabul edilmeyen giderler olarak muhasebeleştirilmektedir.

Ancak yukarıda da bahsedildiği gibi; vergi asılları kanunen kabul edilsin veya edilmesin bir gider değil, ödenmesi gerekip de ödenmeyen vergilerdir. Bir diğer söyleyişle, vergi aslı; işletmenin ticari faaliyetleri sonucunda elde ettiği kâr üzerinden işletmenin en önemli ortağı olarak kabul edilebilecek olan devlete ödemesi gereken bir paydır. Nasıl ki şirket ortaklarına ödenen kâr payları ticari kârın tespitinde gider yazılamıyorsa devletin payı olan vergide (K.K.E.G. olarak dahi) gider olarak kayıtlara alınarak şirketin ticari kârı azaltılamaz.(4)

Uygulamada mükelleflerin bu şekilde matrah faklarını muhasebeleştirmeyerek sadece vergi asıllarını  kanunen kabul edilmeyen gider olarak muhasebeleştirmesi, inceleme sonucunda ortaya çıkan geçmiş yıla ilişkin gerçek karın finansal tablolarda görünmemesine ve bu matrah farkları üzerinden ödenmiş olan vergilerin ise (K.K.E.G. olarak dikkate alındığından) işletmenin ticari kârını azaltarak finansal tabloların ilgililere hatalı sunulmasına neden olacaktır. Bu işlem, finansal tabloların güvenirliğini sarsmakla birlikte uluslararası muhasebe ilke ve standartlarına da tamamen aykırı olmaktadır.

Konunun daha iyi anlaşılması için bir örnekle açıklayalım.

Örneğin, dayanıklı tüketim malları ticareti ile uğraşan AKSAK Ltd.Şti.’nin 2007 hesap dönemi işlemlerinin 2008 Mayıs döneminde incelenmesi sonucunda 2007 Aralık döneminde KDV hariç toplam 10.000 YTL tutarındaki satışın belgesiz olarak gerçekleştiği tespit edilmiştir. Mükellef hakkında tanzim edilen inceleme raporlarında belgesiz satışa ilişkin aşağıda yer alan vergi ve cezalar hesaplanmıştır. 02/06/2008 tarihinde yapılan tarhiyat öncesi uzlaşma sonucunda ise uzlaşılan vergi ve ceza miktarları aşağıdaki gibidir.

Vergi İnceleme Raporlarında
Önerilen Vergi ve Cezalar   
 TarhiyatÖncesi Uzlaşma Sonucunda Uzlaşılan Vergi ve Cezalar 
 
Matrah Farkı
 10.000 YTL
 Matrah Farkı
 10.000 YTL
 
Kurumlar Vergisi         
 2.000 YTL     
 Kurumlar Vergisi
 2.000 YTL
 
Vergi Ziyaı Cezası
 2.000 YTL     
 Vergi Ziyaı Cezası
 200 YTL
 
Gecikme Faizi
 -
 Gecikme Faizi
 100 YTL
 
KDV
 1.800 YTL
 KDV
 1.800 YTL
 
Vergi Ziyaı Cezası
 1.800 YTL
 Vergi Ziyaı Cezası
 180 YTL
 
Gecikme Faizi
 -
 Gecikme Faizi
 90 YTL
 

                                                                                                               

  02/06/2008 tarihli tarhiyat öncesi uzlaşma sonuçlarına göre yapılması gereken kayıtlar aşağıdaki gibi olacaktır.

________________________02/06/08________________________                   

131    Ortaklardan alacaklar              11.800 YTL                   

570   Geçmiş yıl karları                                        8.000 YTL       

360   Ödenecek vergi ve fonlar                            3.800 YTL

Kurumlar vergisi                       2.000 YTL

Katma değer vergisi                  1.800 YTL                                   

Geçmiş yıla ilişkin yapılan incelemeye ait matrah farkı ve vergilerin kaydı         

________________________16/06/08________________________                   

360    Ödenecek vergi ve fonlar           3.800 YTL                   

689    Olağan dışı gider ve zararlar

          K.K.E.G. (vergi ziyaı cezası ve
          gecikme faizi)                               570 YTL                   

100   Kasa                                                          4.370 YTL       

2007 yılına ilişkin cezalı tarhiyata ait ödeme                             

________________________16/06/08________________________                   

950    Vergi matrahına ilave
          edilecek giderler borçlu hes.

       K.K.E.G.                                       570 YTL                   

951 Vergi matrahına ilave edilecek
         giderler alacaklı hes.

         K.K.E.G.                                                      570 YTL       

K.K.E.G.’lere ait nazım hesap kaydı                                       

               

Bu kayıtlarda borçlu hesap olarak 131- Ortaklardan Alacaklar hesabının kullanılmasının nedeni şirket kayıtlarında ve bilançosunda yer almayan bu belgesiz satışa ilişkin tahsilatın şirket ortakları tarafından tahsil edildiğinin kabul edilmesidir. Eğer bu belgesiz satışların kim ya da kimlere yapıldığı ve aynı zamanda bu satışların  vadeli olarak yapıldığı tespit edilebiliyorsa borçlu hesap olarak  ilgili alıcı hesabı kullanılabilir. Ancak incelemelerde genellikle bu satışların kim ya da kimlere yapıldığı tespit edilememekte bu nedenle de tespit edilen bu kayıt dışı hasılatın şirket ortakları tarafından tahsil edildiği kabul edilmektedir.

Şimdi de 2007 yılını zararla kapatan bir işletme nezdinde yapılan inceleme sonucunda bir matrah farkı tespit edilmesi halinde muhasebe kaydının nasıl olacağını bir örnekle açıklayalım. Örneğin, perakende olarak akaryakıt ürünleri ticareti ile uğraşan X Ltd. Şti. 2007 yılında almış olduğu ve aktifine kaydettiği binek araca ilişkin kıst amortisman yerine normal amortisman yöntemini uygulamış ve bu şekilde 3.000 YTL tutarında fazladan amortisman hesaplamış ve muhasebe kayıtlarına intikal ettirmiştir. 2007 hesap dönemini 2.000 YTL zararla kapatan X Ltd. Şti.’nin 2008 Mayıs döneminde kayıtlarının incelenmesi sonucu bu şekilde fazladan amortisman hesapladığı tespit edilmiş ve buna ilişkin aşağıda yer alan vergi ve cezalar (kesinleşmiş) mükellef adına salınmıştır. 

Beyan Edilen Zarar
 2.000 YTL
 
Fazladan Gider Yazılan Amortisman
 3.000 YTL
 
Matrah Farkı
 1.000 YTL
 
Kurumlar Vergisi
 200 YTL
 
Vergi Ziyaı Cezası
 200 YTL
 
Gecikme Faizi
 30 YTL
 

 

Bu durumda yapılması gereken muhasebe kayıtları aşağıdaki gibi olacaktır.

________________________…/05/08________________________                   

257    Birikmiş amortismanlar              3.000 YTL                   

580   Geçmiş yıl zararları                                     2.000 YTL       

570   Geçmiş yıl karları                                           800 YTL       

360   Ödenecek vergi ve fonlar                               200 YTL

kurumlar vergisi                           200 YTL                       

Geçmiş yıla ilişkin yapılan incelemeye ait matrah farkı ve vergilerin kaydı                    ________________________…/05/08________________________                     

360    Ödenecek vergi ve fonlar              200 YTL                   

689    Olağan dışı gider ve zararlar

          K.K.E.G. (vergi ziyaı cezası
          ve gecikme faizi)                           230 YTL                   

100 Kasa                                                              430 YTL       

2007 yılına ilişkin cezalı tarhiyata ait ödeme                             

________________________16/06/08________________________                   

950    Vergi matrahına ilave
          edilecek giderler borçlu hes.

          K.K.E.G.                                     430 YTL                   

951 Vergi matrahına ilave
edilecek giderler alacaklı hes.

K.K.E.G.                                                              430 YTL       

K.K.E.G.’lere ait nazım hesap kaydı                                       

                           

          Görüleceği üzere geçmiş yıllara ait incelemelerde ortaya çıkan matrah farklarının bu şekilde muhasebeleştirilmesi sonucunda işletmenin bilançosunda ilgili dönem karı gerçek değerleri ile yer alacak ve böylelikle finansal tabloların ilgililere hatalı sunulmaları engellenmiş olacaktır.

V- SONUÇ:

Uygulamada bir çok mükellefin, vergi incelemelerinde tespit edilen matrah veya matrah farklarının ve bu farklar üzerinden mükellef adına tarh edilen vergi ve kesilen cezalar için yasal defter kayıtlarında herhangi bir düzeltmeye gitmedikleri, bazı mükelleflerin ise sadece vergi ve cezalarını işletmenin aktifinden ödemesi nedeniyle kayıtlarına kanunen kabul edilmeyen gider olarak yansıttıkları görülmektedir.

Cari dönem veya geçmiş dönem incelemeleri sonrasında tespit edilen bu farkların yasal defter kayıtlarına yansıtılmaması sonucu ilgili dönem ticari/mali kar tutarları gerçek değerleri ile bilançolarda yer almayacak ve buna göre oluşturulan finansal tablolar da uygulayıcılara yanlış bilgi verecektir.

Finansal tabloların güvenirliliği, bu tabloların tam anlamıyla işletmenin gerçek durumunu yansıtmasına ve ululararası muhasebe ilke ve standartlarına uygun olarak düzenlenmesine bağlıdır. Bu nedenle incelemelerde tespit edilen matrah veya matrah farklarının ve bunlara ilişkin vergi ve cezalarının muhasebe ilke ve standartları dikkate alınarak yazımızda belirttiğimiz şekilde yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmesi, diğer bir ifade ile muhasebeleştirilmesi, işletmenin gerçek durumunu yansıtması ve güvenilirliği bakımından gerek ortaklar gerekse üçüncü kişiler açısından gereklidir.

(1) 06/01/1961 tarih ve 10700 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(2) 22/06/2006 tarih ve 26206 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(3) 10/01/1961 tarih ve 10703-10705 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(4) ÖĞRENDİK, Güray, “Vergi İncelemesi Sırasında Ortaya Çıkan Matrah Farkının, Vergi Aslı ve Vergi Cezalarının Muhasebeleştirilmesi Üzerine Öneriler”, Mali Pusula Dergisi, Eylül 2006

Volkan AKSOYOĞLU, Vergi Denetmeni

Navigasyon

[0] Mesajlar