BELEDİYE’DEN İŞYERİ AÇMA RUHSATI ALMAYAN MALİ MÜŞAVİR BÜROLARI KAPATILIYOR

(1/1)

Çaylak:
BELEDİYE’DEN İŞYERİ AÇMA RUHSATI ALMAYAN MALİ MÜŞAVİR BÜROLARI KAPATILIYOR

Son zamanlarda Ülke genelinde çeşitli meslek mensuplarının meslek yasaları gereği almış oldukları  mesleki ruhsatlar hiçe sayılmaktadır.Belediyeler  yeni bir gelir kaynağımı yaratıyor kendine diye  düşünmeden edemiyor insan.
Bu makalemde, Mali Müşavirlerin  Belediye işyeri açma ruhsatı  alma mecburiyeti hususunda  derinlemesine bir analiz yapacağım. Bir yanda, Mali Müşavirler olur mu böyle  şey  diyerek isyan ederken,diğer tarafta Belediyeler yasa ve yönetmelik buna müsaade ediyor.Mesleki ruhsatı almış olmanız bizi bağlamaz.Kapatırız haaaaa!!! diyor.
3568 sayılı yasa ve yönetmeliklerine göre ruhsat alma mecburiyeti;
13/06/1989 tarihinde yayımlanan 3568 sayılı yasanın 5.maddesi Serbest muhasebeci Mali Müşavir olabilmenin özel şartlarından bahseder.(d)fıkrası ise  “Serbest muhasebeci mali müşavirlik ruhsatını almış olmak.”der.Bu ruhsat verme işlevi ise yasanın 36.maddesiyle Türmob tarafından üstlenilmiştir.Ruhsat verme aynı zamanda Türmob'un gelir kalemleri içinde sayılmıştır.
Disiplin cezaları başlıklı ysanın 48.maddesinin (e) bendi ise  “Meslekten çıkarma; meslek mensubunun ruhsatnamesinin geri alınarak bir daha bu mesleği icra etmesine izin verilmemesidir.”diyerek ruhsatın mesleğin icrası için en önemli unsur olduğu ima edilmektedir.
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirler çalışma usul ve esasları hakkında yönetmeliğin 11. Maddesi ise “Ruhsat almış olan meslek mensupları; bağımsız olarak tek başına veya ortaklık veyahut şirket kurarak mesleki faaliyette bulunmak istedikleri takdirde; "çalışanlar listesine" kayıt olmak üzere işyerlerinin bağlı olduğu ilgili odaya başvururlar.”denilerek ruhsatla beraber birde çalışanlar listesine kayıt olmanın gerekliliği anlatılmıştır.Aslında bu hüküm de yasaya uygun olmayan yeni bir hüküm getirilmiş ve yasanın 36.maddesinde ki özel şartlara daha özel bir şart getirilmiştir.
3572 sayılı İşyeri açma ve çalışma ruhsatlarına dair kanun hükmünde kararnamenin değiştirilerek kabulüne dair kanun hükümlerine göre ruhsat alma mecburiyeti;
17.06.1989 tarihinde yayımlanan 3572 sayılı yasanın 1.maddesinde kanunun amacının “sanayi, tarım ve diğer işyerleri ile her türlü işletmeleri, işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının verilmesi işlerinin basitleştirilmesi ve kolaylaştırılması.”olduğunu söylemektedir.
Yasanın 2.maddesi ise; 
  a) 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 268-275 inci maddeleri kapsamına giren 1 inci sınıf gayrisıhhi müesseselere,
             b) Nerede açılırsa açılsın, yakıcı, parlayıcı, patlayıcı ve tehlikeli maddelerle çalışılan işlerle oksijen LPG dolum ve depoları, bunlara ait dağıtım merkezleri, perakende satış yerleri, taşocakları, akaryakıt istasyonları ve benzeri yerlere,
             c) 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamına giren turizm işletmelerine,
             d) (Ek: 24/6/1995 - KHK - 560/21 md.) 1 inci, 2 nci ve 3 üncü sınıf gıda maddesi üreten gayri sıhhi müesseselere. Uygulanmaz .hükmü hangi meslek gruplarının muaf olduğunu ortaya koymaktadır.

Yasanın 3.maddesi ise adeta tüm birlik ve odaları yok sayarcasına İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatını vermeye aşağıdaki merciler yetkilidir:diyerek gücün Belediyelerde olduğunu direkt fakat özenle vurgulamaktadır.
Aynı maddenin . (cb) alt bendi ise “ Sıhhi ve sair işletmeler için ise büyükşehir belediyesi içinde kalan diğer belediye başkanlıkları. “hükmü,aslında belediyeleri haklı çıkarır niteliktedir.
Yine bu yasanın 5.maddesinin son bendinde “ İşyeri açma ve çalışma ruhsatı bütün işyerleri için tek tip olarak düzenlenir.”denilerek yine güç belediyelerde denmektedir.
6.maddenin son fıkrasında ise “İşyerlerinde işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile maliye vergi levhası ve fiyat tarifesi dışında herhangi bir levha asılamaz.”denmekte dir.Bu hüküm belki birçok meslek mensubu yada işletme sahibince bilinmemektedir.
3572 sayılı yasanın hertürlü işletmeleri kapsama almasını içeren hükmün akademik mesleklerle ilgili gerekçesi ise şöyle;
“Yetkili idarelerden usulüne uygun olarak işyeri açma ruhsatı alınmadan işyeri açılamaz ve çalıştırılamaz. İşyerlerine bu Kanunda belirtilen yetkili idareler dışında diğer kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili meslek kuruluşları tarafından özel mevzuatına göre verilen izinler ile tescil ve benzeri işlemler bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alma mükellefiyetini ortadan kaldırmaz.” hükmü ile bütün işletmelerin ve işyerlerinin mahallî idarelerden işyeri açma ruhsatı almaları amaçlanmaktadır. Yürürlükteki mevzuatta kendi özel mevzuatlarına göre kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili meslek kuruluşlarından alınan izinler ile tescil ve benzeri işlemler uygulamada karışıklığa yol açmakta, mahallî idarelerin hangi işyerleri için işyeri açma ruhsatı düzenleyeceği hususunu belirsizleştirmektedir. Çünkü çeşitli meslekler için yapılan özel mevzuatlardaki denetim hükümleri mahallî idarelerin yaptığı denetimleri kapsamamakta, mesleğin icrasına dönük konuları içermektedir. İdari yargıda barolar, mimar ve mühendis odaları, mali müşavir ve yeminli mali müşavirler odaları, tabip ve eczacı odaları, turizm işletmeleri gibi özel mevzuata sahip pek çok kurum tarafından açılan davalarda İşyeri Açma Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin kapsamını daraltacak kararlar alınmaktadır. Bu durum da bu gibi işyerleri için mahallî idarelerce yapılan denetimin ortadan kalkmasına ve dolayısıyla denetim boşluğuna yol açmaktadır. Bütün işyerlerinin 3572 sayılı Kanun kapsamına alınmasıyla, Kanunun 4 üncü maddesinde öngörülen insan sağlığına zarar vermemek, çevre kirliliğine yol açmamak,yangın, patlama, genel güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, trafik ve karayolları, imar, kat mülkiyeti ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemelere aykırı davranmamak gibi genel kriterler açısından denetlenmesi mümkün olacaktır. “
ANALİZ
 Bu hususta iki görüş ortaya atabiliriz.
1.görüş;2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun ilgili maddesinin kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olaylara uygulanma imkanı bulunmamaktadır.

Bu nedenle kanunun yürürlük tarihinden yani 17.06.1989 tarihinden önce mesleki faaliyetinde bulunan ve halen bu faaliyetini sürdüren meslek mensubunun işyeri açma ruhsatı alması ve işyeri açma izni harcı ödeme zorunluluğu bulunamaz.Ayrıca 3572 sayılı kanun genel kanundur.3568 sayılı yasa özel kanundur.Özel kanunun Genel kanuna üstünlüğü ilkesi gereği 3568 sayılı yasada belirtilen ruhsat yada işyeri tescil belgesi işyeri açma ruhsatı olduğundan, ayrıca belediyelerden işyeri açma ruhsatı alınmasına gerek yoktur.
TDK sözlüğünde ruhsat;”izin,müsaade” olarak tanımlanmaktadır.Kanun gereği yapılacak başvurular yönetmeliğinin 10.maddesi “Ruhsatını alan meslek mensupları ilgili odanın çalışanlar listesine kayıt olduktan sonra, mesleki faaliyetlerine başlayabilirler. Ruhsatını almayanlar ile odanın çalışanlar listesine kayıt olmayanlar mesleki faaliyette bulunamazlar. Bulunanlar hakkında Kanun’un cezai hükümleri uygulanır.”demektedir.Türmob yönetmeliğinin 8.maddesinde de ruhsatname ücretleri gelirler içinde sayılmıştır.Yasa da ayrıca Belediyeden işyeri açma ruhsatı alınmalıdır diye de bir hüküm mevcut değildir.
2.görüş ise; 3572 sayılı yasanın 1.maddesinde “her türlü işletmeler” ifadesi tüm işletmeleri kapsamakta tabiî ki bizi de,2.maddesi ise bazı mesleklere muafiyet getirmekte,3568 sayılı yasa gereği yetki almış meslek mensupları yine bu muafiyet maddesi içinde yer almıyor.
Bunun yanı sıra, 13 Nisan 2007 tarih ve 26492 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren işyeri açma ve çalıştırma ruhsatlarına ilişkin yönetmeliğin;yönetmelik kapsamında bulunan sihhi ve gayrısihhi işletmelerden bahsedilmiş ve 4.maddesinde de tanımı yapılmıştır.Bu hükümler incelendiğinde mesleğimizle ilgili bir hükme de rastlamamaktayız.Gerçi sıhhi müesseseleri tanımlarken gayrı sıhhi işletmeler dışında kalan diyerek geniş  bir tanım yapılmıştır.
Bu görüşe göre ,her işletme (2.madde dışındakiler hariç)belediye ruhsatı almak zorundadır.
Genel İrdeleme;
Konuyu normlar hiyerarşisi yönünden ele almak ve genel hukuk prensiplerini de kullanarak incelemekte fayda var.
Normlar hiyerarşisi, hukuk normlarının derece ve kuvvetini belirlemekte ve bir hukuk düzeninde var olan normların çokluğu anlamına gelmektedir. Hukuk düzeni bir piramide benzetilecek olursa bu piramit anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve adsız düzenleyici işlemlerden oluşan birden çok normun varlığını ifade etmektedir.
Bu normlar farklı kademelerde yer almakta, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır (Prof.Dr.Kemal Gözler, 2008).
Anayasalar ülkelerin temel hukuki metinleri olarak ele alınmakta, buna istinaden kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, tüzükler, yönetmelikler ve benzeri isimler altında hukuki metinler çıkarılmaktadır.Normlar hiyerarşisi bu şekilde sıralanmakla birlikte, hukuken aynı statüdeki hukuk normları arasında aynı olayda farklı düzenlemeler yapılmış olması durumunda somut olayda uygulanacak hukuk normunun tespitinde sorunlar yaşanabilmektedir.
Bu tür durumlarda, söz konusu sıralamanın yanında doktrin ve yargı içtihatları ile belirlenen hiyerarşi de ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda aynı olayı düzenleyen eşit hukuki statüdeki iki norm birbiriyle çeliştiği takdirde, genel hüküm ve özel hüküm ilişkisi veya önceki düzenleme ve sonraki düzenleme ilişkilerine bakılmak suretiyle söz konusu olaya uygulanacak hukuk normu tespit edilmektedir.Diyor makalesin de Sayın Erdal Kuluçlu.
Hukuk dünyası üstadı büyük kayıp merhum Faruk Erem ise; “Evvelki ve sonraki kanunun her ikisi de umumi kanun ise sonraki, evvelkini yürürlükten kaldırır.
Eğer evvelki ve sonraki kanunun her ikisi de hususi ise, sonraki kanunun evvelki kanunda yer almış bütün konuları ihtiva edip etmediğine bakılmalıdır; ihtiva etmediği takdirde evvelki kanunun bu konulara ait hükümleri yürürlükte kalmış sayılır.
Evvelki kanun umumi sonraki kanun hususi ise, hususi kanun kendi konusuna ait hususlarda umumi kanunu yürürlükten kaldırır. Halbuki sonraki umumi kanun evvelki hususi kanuna etkili olamaz.” (Erem Faruk, a.g.e. S. 131-132)demektedir.
Bütün bu ilkeleri birleştirdiğimizde ise aslında yasamız gereği tarafımıza verilen ruhsat eğer işyeri açma ruhsatı ise ki 3572 sayılı yasanın gerekçesi işyeri açma ruhsatı olarak kabul etmekte; 3572 sayılı yasa genel bir kanun(gerçi bununla ilgilide çelişkiler var)3568 sayılı yasa özel bir kanun.
Genel hukuk prensibi ne diyor;sonra çıkan kanun umumi kanun ise,evvel çıkan kanun hususi ise sonra çıkan umumi kanun önce çıkan hususi kanuna etkili olamaz.
3568 sayılı yasanın 50/a.maddesi gereği hazırlanan ,SMM ve YMM liğe ait  çalışma usul ve esasları hakkında yönetmeliğin 14.maddesinin son fıkrası ise “İşyeri açılışına ilişkin gerekli yoklama odalar tarafından yapılır. Vergi dairelerince mükellefiyet tesisinde oda sicil belgesi aranır. Büro edinen meslek mensupları odaya kayıt olduktan itibaren üç ay içinde Büro Tescil Belgesi almak zorundadırlar. Büro Tescil Belgeleri iki yılda bir vize ettirilir.([1]”demekte, 3572 sayılı yasanın 5.maddesi ise; “ İşyeri veya İşletme açmak isteyen; işin özelliğine göre dördüncü maddede belirtilen yönetmelikte öngörülen kriterlere uygun olarak işyerini düzenledikten sonra başvuru formunu doldurarak 3'üncü maddede belirtilen mercie ibraz ederler.
 
Bu başvurunun yönetmelikte öngörülen kriterlere uygun olarak doldurulduğunun tespiti halinde, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenerek ilgiliye verilir. İlgili, bu belgeye dayanarak işyeri açabilir.İşyeri açma ve çalışma ruhsatı bütün işyerleri için tek tip olarak düzenlenir.Beyana göre tanzim edilen ruhsat müktesep hak doğurmaz.”der.
 
Tabi bu konuda aslında ortaya konulması gereken gerçek,3572 sayılı yasadaki işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile 3568 sayılı yasanın 5/d bendinde belirtilen ruhsat tanımı aynı şeymidir.Ya da Yukarda belirttiğim yönetmelikte tanımlanan Büro tescil belgesiyle,aynı şeymidir.
 
3568 sayılı yasanın 5/d bendini incelediğimizde burada bahse konu ruhsat terimi, Mali Müşavir olunduğunu ve Mali Müşavirlik yapmaya ehil olunduğunu gösteren bir belge anlamı taşır gibi gözükse de,yukarda belirttiğim yönetmelik hükümlerini incelediğimiz de işyeri açılması yada mesleki faaliyetin icra  edilmesi için verilen izin anlamı taşımaktadır.
 
3572 sayılı yasanın 1.maddesinde belirtilen ruhsat terimi de, işyerini açmaya müsaade niteliği taşımaktadır.
 
Zaten 3572 sayılı yasanın gerekçesini de konuya ortak ettiğimizde ki,lafzın açık olmadığı nokta da gerekçenin mutlaka incelenmesi zarurettir.
Gerekçe ne diyor;” Bütün işyerlerinin 3572 sayılı Kanun kapsamına alınmasıyla, Kanunun 4 üncü maddesinde öngörülen insan sağlığına zarar vermemek, çevre kirliliğine yol açmamak,yangın, patlama, genel güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, trafik ve karayolları, imar, kat mülkiyeti ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemelere aykırı davranmamak gibi genel kriterler açısından denetlenmesi mümkün olacaktır. “
Yukarda belirttiğim üzere,açıkça da Mali Müşavirler odasının 3572 sayılı yasanın 4.maddesinde ki denetimi yapamayacağı ve bir denetim zafiyeti doğacağı bu yüzden işyeri açma ruhsatının Yerel idareler tarafından verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Bilindiği gibi 5393 sayılı kanun Belediye Kanunudur.Bu kanunun 15.maddesi Belediyelerin görev ve sorumluluklarını anlatmakta.Kanun 13.07.2005 günü yürürlüğe girmiştir.Denetim görevi ise zaten Belediyelerin asli görevi olarak kanunda belirtilmiştir.
Mali Müşavirlerin; insan sağlığına zarar vermesi,çevre kirliliğine yol açması,yangın ve patlama riski oluşturması,genel güvenlik ve iş güvenliğinde zafiyet oluşturması,işçi sağlığına zarar vermesi,trafik ve karayolları,imar,kat mülkiyeti ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemelere aykırı davranması nasıl düşünülebilinir.Sırf bu saydığım gerekçelerle kanun kapsamındasınız diyerek, Mali Müşavirleri ikinci bir ruhsat almaya zorlamak,işyerini kapatmak,gerek anayasaya,uluslar arası sözleşmelere ve vicdana uygun düşmez.
Kaldı ki ;işçi sağlığı ve iş güvenliğini koruyacak yasalar 3572 sayılı yasa değil 4857 sayılı iş hukuk,5510 sayılı Sosyal Güvenlik yasasıdır.Trafik,imar ve kat mülkiyeti hükümlerine uygunsuzluğu önleyecek yasa da 3572 sayılı yasa değildir.
Kaldı ki;3568 sayılı yasayla yetki almış olan meslek mensubunun nasıl ve ne şekilde denetleneceği yasanın 50.maddesi gereği yönetmeliklerle düzenlenmekte,iş güvenliği ve sağlığı açısından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı birimleri tarafından,imar ve Kat mülkiyeti hususlarında ise Belediye ve Bayındırlık Bakanlığı yetkilileri tarafından denetlenmektedirler.
Sonuç olarak:Her iki kanunda da belirtilen ruhsatname aynı anlama gelir.3572 sayılı yasa da belirtilen “her türlü işletmeler” ifadesi,akademik olmayan meslekler için geçerli olabilir.İşyeri açma ruhsatı vermiş olmak demek,o kuruma veya tüzel kişiliğe bazı sorumluluklar yükler.Öyle ki Bir Doktor muayenehanesini,Avukat ofisini,Mimar yada Mali Müşavir ofisini  Belediye memurunun denetlemesi ne kadar sıhhatlidir ki. Bir meslek veya san’atın icrasına izin veren çeşitli hukuki düzenlemeler bulunmaktadır. Bunların başında Anayasa gelmektedir. Anayasamızın 17 nci maddesine göre, herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. 18’nci madde ise hiç kimsenin zorla çalıştırılamayacağını; 48’nci madde herkesin dilediği alanda çalışma hürriyetine sahip olduğunu kabul etmiştir.
Anayasamızın yukarıda saylan maddelerinde belirtilen haklar aynı zamanda Uluslar arası sözleşmelerde de kabul edilmiş ve teminat altına alınmıştır.
3572 sayılı yasanın gerekçesi ise hiç de inandırıcı değildir.Kanımca sırf belediyelere irad kaydedilmek ve gelirini arttırabilmek amacıyla getirilmiş bir hükümdür.Zaten gerekçe de belirtilen hususları denetleyen Bakanlık ve birimleri mevcutken ,Yerel idarelerin kendine vazife çıkarması hukuka uygun değildir.
3572 sayılı kanun mevcut haliyle genel kanun vasfı taşır,3568 sayılı yasamız özel kanundur.3572 sayılı yasa daha sonra yürürlüğe girmiştir.Genel hukuk prensipleri,mahkeme kararları ve litaretür gereği bizi bağlamaz. Benim Meslek mensubumun Bürosunu kimse bunun gibi sudan sebeple kapatamaz.
Kaynaklar:
1.     GÖZLER, Kemal; Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Bursa, 2007
2.     KULUÇLU Erdal;Türk Hukuk sisteminde normlar hiyerarşisi ve Sayıştay denetimine etkileri
3.     EREM Faruk (1995), Ümanist Doktrin Açısından Türk Ceza Hukuku, Seçkin Yayınevi, Ankara.
4.     3572 sayılı yasa ve yönetmelikleri,
5.     3568 sayılı yasa ve yönetmelikleri,


Tarih: 19.06.2010

Ali ÖZBEK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Marka ve Patent Vekili
aliozbek68@gmail.com

Alıntı: Muhasebetr

Navigasyon

[0] Mesajlar